Eli Böğründe Hangi Şehrin?
Bir gün oturup, Ankara’daki kahvemi içerken, eski bir laf aklıma geldi: “Eli böğründe hangi şehrin?” Bu, aslında çok sık duyduğumuz bir deyim. Ama bir yandan da dikkatimi çeken bir soru: Acaba gerçekten de bir insanın “eli böğründe” olmak, hangi şehre ait olduğunu belirler mi? Yani, ne kadar köklerimize inersek inelim, yaşadığımız yerin biz üzerindeki etkisi ne kadar derin? İşte bu yazıda, hem bu deyimin gerçek anlamına hem de şehirlere olan bağlılık üzerine düşündüklerime yer vermek istiyorum.
Çocukluğumdan Hatırladığım “Böğründe” Hissiyatı
İlk kez bu deyimi çocukken, annemle pazara gittiğimizde duymuştum. Ben, elinde çantası, bana bakarak bir yandan sohbet ederdi. O zamanlar her şeyin anlamını tam kavrayamıyordum, ama “eli böğründe” lafı, sanki bir insanın gerçekten zor durumda olduğu, ancak bir şekilde hep yerinde kalmak zorunda olduğu bir pozisyonu ifade ediyordu gibi gelirdi. Her şeyin yolunda gitmediği ama hayatın da ne olursa olsun sürüp gittiği bir haldi bu.
Bu deyimi, çocukluk yıllarımda daha çok “böğrü” kelimesinin anlamına odaklanarak algıladım. Ama büyüdükçe anladım ki, bu deyim aslında insanın yaşadığı yeri ve çevresini sorgulayan çok daha derin bir anlam taşır. Mesela, Konya’da büyüyen birinin elinin böğrü her zaman bir anlam ifade eder. O şehre ait olmak demek, hayatın içinde bir şeyleri kabul etmek ve bir şekilde “yola devam etmek” demekti. Bu da beni, insanın ruhunu, bağlılıklarını ve köklerini düşündüren bir meseleyi sorgulamama sebep oldu: Acaba bir insanın eli böğründe hangi şehrin?
Veriyle Söylenen Hikayeler: Hangi Şehir “Böğrümüzde”?
Şehirlerin bize etkisi gerçekten büyük. Ekonomi okumuş biri olarak, şehirlere dair veri toplamayı seviyorum. Verilere baktığımızda, gerçekten bazı şehirlerin diğerlerinden çok farklı dinamiklere sahip olduğunu görmek hiç de zor değil. Örneğin, İstanbul’daki ekonomik büyüme ile Van’daki işsizlik oranlarını karşılaştırdığınızda, aslında her iki şehrin farklı insan hikâyeleri sunduğunu fark ediyorsunuz.
Bunun da ötesinde, her şehrin “eli böğründe” olma durumu farklı şekilde şekilleniyor. İstanbul gibi büyük şehirlerde, insanlar genellikle yaşam mücadelesi verirken, varlık ve statü peşinde koşarlar. “Eli böğründe” olmak burada belki de daha çok, hızla değişen hayat şartları arasında sabırlı kalabilme mücadelesi demek. Ama mesela doğuda bir şehirde, bu deyim, belki daha çok toplumsal bağlar, ailevi sorumluluklar ve işsizlikle bağlantılıdır.
Ekonomik verilerle de bunu desteklemek mümkün. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) raporlarına bakıldığında, işsizlik oranlarının büyük şehirlerde ve doğu bölgelerinde çok ciddi farklar gösterdiğini görüyoruz. Yani bir şehirdeki ekonomik zorluklar, “eli böğründe” olmanın, insanın ne kadar yerinde kalmak zorunda olduğunun bir göstergesi olabilir.
İş Hayatımda ve Sosyal Hayatımda “Böğrü” İzleri
Ankara’da büyüdüm ve burada hayatımı kurdum. Belki de burada yaşadığım için, “eli böğründe” olmanın anlamını biraz daha farklı bir şekilde keşfettim. Mesela, iş hayatımda, pek çok kez zorlayıcı durumlarla karşılaştım ama her zaman bir çıkış yolu aradım. Bir yandan, “Eli böğründe kalmak”, belki de ekonomiye ve çevremizdeki sisteme bağlı olarak hep sabırlı olmak ve mücadele etmekti. Bu durum, Ankara’daki çalışma yaşamımda, bazen işsizlik oranlarını ve yerel ekonomiyi gözlemleyerek sabretmekle birleşiyor.
Ama “eli böğründe” olmak sadece ekonomik zorluklarla değil, aynı zamanda çevremizdeki insanlarla da bağlantılı. Ailevi bağlar, arkadaşlık ilişkileri ve yaşadığımız şehirdeki kültürel yapılar da insanın “eli böğründe” olma durumunu şekillendiriyor. Bir yerde uzun süre kalmak, o şehre ait olmak ve “yerinden kıpırdamamak” bir noktada insanın aidiyetini artırıyor.
İçimdeki ekonomist burada devreye giriyor: “Bir şehrin ekonomik koşulları, insanların kararlarını etkiler. Ama her şehrin kendi dinamikleri vardır, bu yüzden her şehirde ‘eli böğründe’ olmak farklı bir anlam taşır.”
Sonuç Olarak: “Eli Böğründe Hangi Şehrin?” Sorusu Üzerine Düşünceler
Sonuçta, “eli böğründe hangi şehrin?” sorusu, bir şehirle olan ilişkimizi, kültürel bağlarımızı, ekonomik zorlukları ve sabırlı kalmamızın ne kadar gerekli olduğunu anlatan bir soru. Her şehirde bu anlam farklı şekillerde vücut buluyor. Kimi zaman ekonomik zorluklar, kimi zaman sosyal bağlar, kimi zaman ise çevremizdeki sistemin içinde yerimizi bulma çabasıyla şekillenen bir kavram bu.
Eli böğründe kalmak, sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir durumu da ifade eder. Köklerimize, aidiyetimize ve toplumsal yapılarımıza karşı duyduğumuz sadakati sorgulamak, şehirlere ait olmanın anlamını keşfetmek, bizi aslında daha derin düşünmeye itiyor. Yani, hangi şehre aitsek, o şehrin dinamikleri ve hayatı üzerindeki etkisi bizi şekillendiriyor. Peki, sizce “eli böğründe” olmak sadece bir deyim mi, yoksa gerçekten her şehre ait olmanın anlamı bu mudur?