Birine Sürekli İstek Atmak Suç mu?
Kayseri’de, bir sabah güneşinin altında, eski mahalle kahvesinin önünden geçerken telefonumun ekranındaki “Bekleyen İstek” bildirimini görünce içim bir anda sıkıştı. Birinin sürekli istek atması, gerçekten suç mu? Düşündüm, düşündüm… Sonra o an, tam bu konuda yazmam gerektiğini fark ettim. Çünkü bu hikâye, birinin sürekli istek atmasının arkasındaki duyguyu, birinin “isteklerine” karşı nasıl hissettiğimi anlatmayı gerektiriyordu.
Bunu yazarken, 25 yaşında Kayseri’de yaşayan bir gencin, duygularını saklamayan, hayal kırıklığını kabullenmekten çekinmeyen biri olarak hissettiklerini daha samimi bir şekilde ifade edebileceğimi düşündüm. Bu yazıyı kaleme alırken, birisinin mesajlarını kaç kez görüp görmediğini, birinin yanıt vermemesinin ne kadar acı verdiğini bilerek yazıyorum. Sadece “Birine sürekli istek atmak suç mu?” sorusunun cevabını değil, aynı zamanda o isteklerin arkasındaki duyguları da anlattım.
O İlk Mesajı Gönderdim
Bütün bu hikâye, bir yaz akşamı, sıradan bir anın içinde başlamıştı. O gün kendimi biraz yalnız hissediyordum. Kayseri’nin o sıcaktan bunalmış, nemli havası içinde, telefonumda onu buldum. Evet, o kişiyi. Onu yıllardır uzaktan izliyordum ama hiç cesaretim olmamıştı. Ama işte o an, telefonumun ekranında “Mesaj Gönder” butonunu tıkladım.
İlk mesajı atmak her zaman zor olmuştur. Ama en zor olanı, beklemekti. Bir yanım, “Neyin peşindesin?” diye kendime soruyordu, diğer yanım ise biraz cesaret, biraz heyecanla mesajın gönder butonuna bastı. İstek attım.
Evet, belki de gereksizdi. Ama o kadar istekliydim ki… “Ya cevap verirse?” diye hayalini kurarken, aynı zamanda “Ya vermese?” diye bir korku içimi sardı. Ama bu, hayalini kurduğun, sürekli konuşmak istediğin biri değil miydi? O yüzden hala parmaklarımın ucundaki titreşim hissiyle, gözlerim ekranı tarıyordu.
Cevap Alamadım
Saatler geçtikçe, beklemek zorlaşıyordu. Benim gibi biri için, birinin mesajlarını görüp yanıt vermemesi gerçekten çok zor bir şeydi. Mesajı atalı birkaç saat olmuştu, hâlâ bir yanıt yoktu. “Eee, her şey bu kadar kolay olsaydı, kimse zorlanmazdı” dedim kendi kendime. Ama bu, gerçekten kolay bir şey değildi. Hiç cevap alamamak, insanın içinde bir boşluk yaratıyordu. Bir hayal kırıklığı… Belki de bu, çoktan hissettiğim ilk hayal kırıklığıydı.
Zihnimde, sürekli bu “Cevap gelmeyecek” düşüncesi dönüp duruyordu. “Buna alışmak zorundayım” diye düşündüm. Birine sürekli istek atmanın suç olup olmadığını da biraz o an anladım. Çünkü hiç kimse, istediği kadar istek attı diye bir suçlu olamazdı. Ama hâlâ vicdanımda, birinin bana cevap vermemesi, sanki yanlış bir şey yapıyormuşum gibi bir his uyandırıyordu. Kendi kendime “Belki çok fazla mı üsteledim?” diyordum ama bir taraftan da “Ya başkası yazarsa?” diyordum.
Bir insanı zorlamak, gerçekten istemediği bir şeyle karşılaştırmak… Belki de bu durumu o kadar büyütmemek, sadece biraz daha doğal olmak gerekirdi. Ama kalbimde o kadar yoğun bir duygusallık vardı ki, her geçen dakika biraz daha zorlaşmaya başladı.
Sürekli İstek Atmak Suç Mu? Cevap Vermek Zor Muydu?
Bir akşam, o kişiyle tesadüfen karşılaştık. Gerçekten, her şeyin sakin geçtiği, birkaç kelimelik bir selamlaşma anıydı. Ama o anın içindeki sessizlik beni iyice boğuyordu. O kadar çok istek göndermiştim ki, bir cevap bile almadım. Ama o selam, bir anlam taşıdı mı, yoksa bir çıkmaz yola mı girdim?
O kişi de bana gülümsedi ama bana herhangi bir yorum yapmadı. İçimdeki o soruyu ona sormak istedim: “Benimle neden konuşmuyorsun? Sürekli sana istek atmam seni rahatsız mı ediyor?” Ama bunu söylemek yerine, sadece sessizce gülümsedim. İçimdeki kırıklık büyüyordu, ama dışarıdan hiçbir şey belli etmiyordum.
İçimde, isteklerin yanlış olabileceği, fazla baskı yapmış olabileceğim düşünceleri vardı. Birine sürekli istek atmanın suç olup olmadığını sormak aslında, başkalarına çok fazla yüklenmenin, onları zorlamanın sonucuydu. Çünkü bazen, “Evet, ben seni görmek istiyorum, seni tanımak istiyorum” dediğinde, karşı taraf buna hazır olmayabiliyor. Cevap vermemek, bazen sadece zamana ihtiyaç duymaktan, bazen de bir sorumluluk hissetmekten korkmakla alakalı olabilir. Ama buna üzülmek de bir noktada haksızlık gibi gelmeye başladı.
Hissiyatın Arasında Kaybolmuşken
Birine sürekli istek atmak suç mu, sorusu gerçekten basit bir soru olabilir. Ama duygular devreye girdiğinde, bu durum o kadar karmaşık hale geliyor ki. Birine sürekli istek atmak, aslında bir isteğin, bir umudun, belki de biraz da kırılganlığın ifadesi olabilir. O kişi de bir süre sonra bu yükü taşıyamaz hale gelebilir. Ama duygularını bastırmak, birine karşı olan isteklerini tamamen göz ardı etmek, insanı kaybolmuş gibi hissettirebilir.
Bazen duygular o kadar güçlüdür ki, yanlış bir şey yapıyormuş gibi hissedersiniz. Ama sonunda, sadece insanın kendini bulması gerekir. Birine sürekli istek atmak suç değildir, ancak karşılıklı rızaya dayalı, her iki tarafın da rahat olduğu bir ilişki kurmak daha doğru olandır. O yüzden, ne kadar hayal kırıklığına uğramış olsam da, içimde hala bir umut vardı. Belki de bir gün, gerçekten hak ettiğim şekilde anlaşılırım diye düşündüm.