Irak laik bir ülke mi? sorusuna İzmir’den bakınca hayat biraz fazla “karmaşık Wi-Fi ağı” gibi
İzmir’de 25 yaşında biri olarak şunu söyleyebilirim: Hayat zaten yeterince karışık. Bir de sabah kalkıp “Irak laik bir ülke mi?” gibi bir soruyla karşılaşırsan, kahveni içmeden önce beynin güncelleme ister. Benimkisi genelde “sistem yeniden başlatılıyor” ekranında takılı kalıyor.
Geçen gün Kordon’da oturmuşum, deniz dalga yapıyor, martılar her zamanki gibi dramatik. Yan masada iki kişi konuşuyor:
— “Abi Irak laik bir ülke mi?”
— “Laik neydi ya… tostla alakalı bir şey mi?”
İçimden düşündüm: İşte dünya barışı tam da burada kaybedildi.
Ben de İzmirli bir genç yetişkin olarak, her şeyi biraz fazla düşünen ama dışarıdan “rahat abi ya” görünen tiplerdenim. O yüzden bu soruya yaklaşırken beynimde iki kişi tartışmaya başlıyor:
— Biri akademik modda: “Coğrafya, tarih, anayasa…”
— Diğeri: “Kanka boş ver, midye dolma nerede iyi?”
Ama yine de meseleye bir şekilde dalıyoruz.
Irak laik bir ülke mi? sorusunun kafamda açtığı Google sekmeleri
Bu soruyu duyunca benim zihnimde 38 tane sekme açılıyor. Hepsi de aynı anda donuyor.
“laiklik nedir”
“Ortadoğu ülkeleri siyasi yapı”
“neden ben bunu bilmiyorum”
“İzmir’de en iyi kokoreç nerede”
Ve bir noktada iç sesim devreye giriyor:
— “Sen 25 yaşındasın, bunu bilmen lazım.”
— “Tamam da ben 25 yaşında değilim, ben duygusal olarak 2007’de kaldım.”
Şimdi asıl meseleye gelelim ama çok ciddileşmeden. Çünkü ben ciddi olunca bile yüzümde “az sonra espri patlatacağım” ifadesi oluyor.
Laiklik meselesi: Sadece ders kitabı değil, günlük hayatın kendisi
Laiklik dediğimiz şey aslında devletin dini işlerden ayrı durması meselesi. Ama bunu anlatırken bile insanın aklına sınav sorusu geliyor:
“Devlet ve din ilişkisini açıklayınız (10 puan)”
Ben bu soruya yıllarca şu iç sesle yaklaştım:
— “Hocam ben açıklayamıyorum ama hissediyorum.”
Şimdi Irak’a gelince işler biraz daha karmaşıklaşıyor. Çünkü Irak’ın siyasi ve toplumsal yapısı tarih boyunca farklı dönemlerden geçmiş, anayasal olarak belirli laik unsurlar barındırsa da dini etkinin güçlü olduğu bir ülke.
Ama bunu böyle yazınca bile kafamda İzmir’de bir kafede otururken garsona “abi bu ülke laik mi?” diye sormuşum gibi bir sahne canlanıyor.
Garson da muhtemelen şöyle bakıyor:
— “Abi ben latte mi yapıyorum siyaset bilimi mi anlatıyorum?”
Irak laik bir ülke mi? sorusunu Kordon’da düşünmek
Bir gün sahilde yürürken kulağımda müzik, elimde simit, hayatı sorguluyorum. O an aklıma yine aynı soru düşüyor:
“Acaba Irak laik bir ülke mi?”
Yanımdan geçen biri köpeğini gezdiriyor, köpek benden daha huzurlu. İç sesim hemen dalga geçiyor:
— “Sen 25 yaşındasın ve bir köpek senden daha az varoluş krizi yaşıyor.”
O an fark ettim ki, bu sorunun kendisi bile insanı düşündürmeye yetiyor. Çünkü “laiklik” sadece bir ülkenin anayasal durumu değil, aynı zamanda insanların dünyayı nasıl okuduğuyla da ilgili.
Ama ben İzmirli halimle bunu şöyle filtreliyorum:
“Tamam güzel de, bu bilgi bana kaç lahmacun eder?”
Gündelik hayatta siyaset bilimi: tost arasında Ortadoğu analizi
Bir gün arkadaş ortamında konu açıldı. Biri yine sordu:
— “Irak laik bir ülke mi?”
Masada 4 kişi var. Tepkiler:
1. Biri telefonu açtı, Google’a baktı ama sonra Instagram’a geçti.
2. Biri direkt “bence evet ya” dedi, tamamen sezgisel.
3. Biri sessizce cips yemeye devam etti, en bilge olan oydu.
4. Ben… gereksiz uzun bir açıklama yapmaya hazırlandım ama cümleye “aslında bu biraz kompleks…” diye başlayınca kimse dinlemedi.
İç ses:
— “Kanka sen İzmir’de yaşıyorsun, Oxford’da değil.”
Ama işte böyle anlarda bile insanın içinde küçük bir akademisyen uyanıyor.
Irak laik bir ülke mi? sorusuna dürüst ama dağınık bir cevap
Şimdi dürüst olalım. Irak, anayasal olarak dini referansları olan ama aynı zamanda devlet yapısı içinde farklı inanç gruplarının bulunduğu, siyasi ve toplumsal olarak karmaşık bir yapıya sahip bir ülke.
Ama bunu böyle net söylemek yerine ben kafamda şöyle yaşıyorum:
— “Laiklik var mı?”
— “Var gibi ama değil gibi ama biraz da duruma göre değişiyor gibi.”
Tıpkı İzmir trafiği gibi. “Akıyor” deniyor ama kimse tam olarak nereden nereye aktığını bilmiyor.
İzmirli bir gencin zihninde dünya siyaseti
Benim beyin bazen şöyle çalışıyor:
Sabah:
— “Bugün çok verimli olacağım.”
Öğlen:
— “Irak laik bir ülke mi?”
Akşam:
— “Ben neden bunu düşündüm?”
Gece:
— “Acaba simit mi yesem, boyoz mu?”
Ve bu döngü hiç bitmiyor.
Bir yandan dünyayı anlamaya çalışıyorum, bir yandan da markette indirimli peynir kovalamaktan kendimi alamıyorum.
İç sesin yorumu: fazla düşünmenin İzmir versiyonu
İç sesim bazen çok dürüst:
— “Sen bu kadar şeyi düşünüyorsun ama anahtarını yine kaybettin.”
Haklı.
Ama yine de şu soruya dönüyorum: Irak laik bir ülke mi?
Bu soru aslında bana şunu hatırlatıyor: Dünyadaki her ülke tek bir kelimeyle açıklanamayacak kadar karmaşık. Ama biz insanlar genelde her şeyi etiketlemeyi seviyoruz.
— “Şu ülke böyle”
— “Bu ülke şöyle”
Ama gerçek hayat:
— “Biraz böyle, biraz şöyle, biraz da kimse tam emin değil”
Arkadaş ortamı, kahve ve yanlış soruların gücü
Bir kafede otururken arkadaşım ciddi ciddi sordu:
— “Sence Irak laik bir ülke mi?”
Ben de kahvemi karıştırırken dedim ki:
— “Kanka ben kendi hayatımı bile tam laik yönetemiyorum, Irak’a nasıl yorum yapayım?”
Herkes güldü ama aslında kimse cevabı bilmiyordu.
İşte o an fark ettim: Bazı sorular bilgi değil, sohbet üretmek için vardır.
Küçük bir not: hayat her zaman net cevaplar vermez
Benim hayat felsefem biraz şöyle:
Net cevap yoksa, iyi kahve var.
Irak laik bir ülke mi? sorusunun bende bıraktığı iz
Bu soru aslında bana şunu öğretti: Dünya hakkında bir şey öğrenmek istiyorsan, önce kendi kafandaki karmaşayı kabul etmen gerekiyor.
Ben İzmir’de yaşayan, bazen fazla düşünen, bazen hiç düşünmeyen biriyim. Ve bu iki hal arasında gidip gelmek bile başlı başına bir sistem.
Irak’ın siyasi yapısı hakkında konuşurken bile aslında kendi düşünme biçimimi keşfediyorum.
Çünkü mesele sadece “Irak laik bir ülke mi?” sorusu değil. Mesele, bizim dünyayı nasıl basitleştirdiğimiz.
“Irak laik bir ülke mi” konusunda merak ettiklerinizi bu yazımızda ele almaya çalıştık. Imu okurları için daha fazlası yolda!
Final gibi değil de, yol üstü düşünce
Bir gün yine Kordon’da yürürken bu soru aklıma gelirse muhtemelen yine kendi kendime güleceğim.
— “Sen daha çorabını eşleştiremiyorsun, ülke analizi yapıyorsun.”
Ama işte insan böyle bir şey: Hem ciddi şeyler merak ediyor, hem de hayatın ortasında absürt detaylara takılıyor.
Ve belki de en güzeli bu karışıklık.